Yazılarım

Araştırma

En güncel araştırmalar ve makaleler bizlere ne diyor?

PCOS ve Resveratrol: Doğal Destek İçin Yenilikçi Yaklaşım
Araştırma

PCOS ve Resveratrol: Doğal Destek İçin Yenilikçi Yaklaşım

PCOS, kadınlarda hormonal dengesizliklere neden olan yaygın bir durumdur. Bu durum, yaşam tarzı değişiklikleri ve doğal desteklerle yönetilebilir. Resveratrol, son yıllarda sağlık üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bu yazıda, resveratrolün PCOS'ye nasıl yardımcı olabileceğini ve nasıl daha sağlıklı bir yaşam tarzına entegre edilebileceğini keşfedeceğiz. Öncelikle PCOS'u kısaca hatırlayalım!

PCOS Nedir?

Polikistik over sendromu, yumurtalıklarda küçük kistlerin oluştuğu ve hormonal dengesizliklere yol açan bir durumdur. Bu durum, adet düzensizlikleri, aşırı tüylenme, kilo artışı ve insulin direnci gibi semptomlarla kendini gösterebilir. Tedavisinde 'beslenme' çok önemli bir yere sahiptir. Beslenmemize ilave ettiğimiz veya çıkardığımız besinler PCOS seyrini değiştirebilir.

Resveratrol ve Antioksidan Özellikleri:

Resveratrol, üzüm kabuğu, çekirdeği, kırmızı şarap ve bazı meyvelerde bulunan bir antioksidandır. Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücresel hasarı azaltabilirler. Resveratrol, anti-enflamatuar ve antioksidan özelliklere sahip olması nedeniyle sağlığı desteklemek için potansiyel olarak etkili bir bileşen olarak öne çıkmaktadır. 

Resveratrol'ün PCOS Üzerindeki Olumlu Etkileri:

Hormonal Denge: Resveratrol, hormonal dengesizliklere karşı potansiyel bir destek olarak çalışabilir, özellikle insülin direnci ile ilişkili PCOS vakalarında.
İnsülin Direnci Azaltma: PCOS'li birçok kadında insülin direnci sorunu bulunur. Resveratrol, insülin duyarlılığını artırabilir ve bu da insülin direncini azaltabilir.
Adet Düzeni: Araştırmalar, resveratrolün adet düzenini düzeltebileceğini göstermektedir. Bu, PCOS'li kadınlar için önemli bir avantaj olabilir.
Yaşlanma Karışıtı Etki: Yeni çalışmalar resveratrolün yaşlanma karşıtı etkisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle takviye ve kozmatik dünyası ileride bunun üzerinde çok duracak :) Biz şimdiden besinlerle depolarımızı dolduralım!

Resveratrol İçeren Besinler:

  • Üzüm ve Üzüm Kabuğu: Günde bir avuç  üzüm ve üzüm çekirdeği tüketmek, resveratrol alımını artırabilir.
  • Asma Yaprağı
  • Kırmızı Şarap: Ancak, aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Bir diğer alternatif, alkol içermeyen resveratrol takviyeleridir.
  • Böğürtlen
  • Yaban Mersini
  • Dut
  • Kızılcık
  • Fındık-Fıstık
  • Japon Madımağı
  • Ananas
  • Şakayık
  • Nar

Nasıl Entegre Edilir:

Dengeli Beslenme: Resveratrol içeren besinleri düzenli olarak tüketmek, dengeli bir beslenme planının bir parçası olabilir.
Takviyeler: Resveratrol takviyeleri, doğrudan alımı sağlayabilir. Ancak, takviyeleri kullanmadan önce bir sağlık profesyoneli ile konuşmak önemlidir.
Sonuç: PCOS yönetiminde, yaşam tarzı değişiklikleri ve doğal destekler önemli bir rol oynayabilir. Resveratrol, antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleri ile PCOS'li kadınların sağlığını destekleme potansiyeline sahiptir. Ancak, herhangi bir takviye kullanmadan önce tabii ki bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir. Sağlıklı yaşam tarzı seçimleri ve bireysel ihtiyaçlara uygun bir beslenme planı, PCOS ile başa çıkma sürecinde önemli bir rol oynar. 

PCOS Beslenme Tedavisi Online Destek Almak İçin Tıklayın!

SU TÜKETİMİ
Araştırma

SU TÜKETİMİ

Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli ögedir. Vücut suyumuzun %20 oranında eksilmesi ölümle sonuçlanır. Vücumuzun su içeriği %42 ile 71 arasında değişir. Bu yaşa, cinsiyete ve kiloya bağlı olarak da değişmektedir. Su ihtiyacımızı günlük olarak karşılamamız gerekmektedir. Günlük en az 8-10 bardak su içilmelidir. Bunu kabaca kilomuz başına 0.03 litre su içmeliyiz. Örneğin; 60 kg ağırlığındaki bir birey 60x0.03=1.8 litre su tüketmelidir. Peki su vücudumuzda bilmediğimiz hangi göreveri yapmaktadır?

Suyun Görevleri:

  • Besinlerin sindirimini , emilmesini ve hücrelere taşınmasını sağlar.
  • Besinlerin metabolize olduktan sonra vücuttan atılmalarını sağlamak amacıyla böbrek ve akciğerlere taşır.
  • Vücut ısısını denetler.
  • Eklemlerin kayganlaşmasını sağlar.
  • Hücrelerin yaşamı için gerekli olan biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşmesi için gereklidir.
  • Su cilde sağlıklı, pürüzsüz, canlı ve nemli bir görünüm kazandırır.
  • Kabızlığın önlenmesinde ve dışkının yumuşamasında etkilidir.
  • Açlık ve su mekanızması brbirine çok benzediğinden yeterli su tüketimi kilo kaybı, iştah kontrolü ve ağırlık denetimini sağlar.

Su Tüketimini Artırmanın Yolları:

  1. Sabahları ilk önce mideni uyandırmayı alışkanlık haline getirmeyi deneyin! Böylece günde 1-2 bardak daha fazla su içmiş olursunuz.
  2. Masa başı çalışıyorsanız yanınıza, masanızın üzerinde mutlaka bir şişe su buludurun! İş aralarında yudum yudum o suyu bitirmeyi hedefleyin.
  3. Hareketli bir işiniz varsa çok sık uğradığınız yerlere birer şişe su bırakmayı veya yanınızda sürekli su bulundurmayı deneyin! Yani her yere suyunuzu götürün :)
  4. Dışarı çıkarken çantanıza, arabanıza minik bir şişe su koymayı unutmayın ve aklınıza geldikçe yudumlayın!
  5. Telefonunuza su içmeyi hatırlatacak alarm kurmayı veya hatırlatma amaçlı bir uygulama indirmeyi deneyin! Her hatırlatıcı çaldığında ertelemeden suyunuzu için! Yoksa yine unutursunuz :)
  6. Günlük 2-3 fincandan daha fazla içtiğiniz her çay ve kahvenin yanına 1 bardak su ilave edebilir ya da çay,kahve yerine su tüketmeyi tercih edebilirsiniz. Çay, kahve tüketimi su yerine geçmez fakat sıvı ihtiyacınızı karşıladığı için su tüketiminizi azaltır. Ödem sorununuz varsa kahveyi azaltıp su tüketimini artırmayı deneyin
  7. Suyunuzun içerisine taze meyve-sebzeler ekleyerek aromalandırmayı deneyin. Taze nane, zencefil, limon, tarçın, elma, maydanoz, nar gibi çeşitli sebze meyveleri ekleyebilirsiniz. İçimi bu şekilde daha keyifli hale gelecek ve ödem atımına da yardımcı olacaktır.
  8. Su tüketmek sizi boğuyor, midenizi bulandırıyor hissiyatına kapılıyorsanuz. Suyu yudum yudum içmeyi ve gün içerisine yaymayı deneyin.
Faydasını göreceğinize eminim.
Unutmayın, günlük su ihtiyacımızı bir anda alırsak bize fayda değil böbreklerimize zarar verir. Tıpkı çiçeklerin saksılarından boşalttıkları gibi tuvalet ihtiyacımızı artırır. Bu sebeple su tüketiminizi gün içerisine yayın ve daha rahat bir metabolizmaya sahip olun.
Sağlıkla Kalın🍀


 
İLAÇLARLA ETİLEŞİME GİREN BESİNLER
Araştırma

İLAÇLARLA ETİLEŞİME GİREN BESİNLER

Hastalıklarımıza özel ilaçlar kullanıyoruz. Bazısını aç, bazısını tok, bazısını sabah, bazısını akşam... Her ilaçtan maksimum etkiyi alabilmek için o saat dilimlerine ve açlık-tokluğa özen gösterdiğimiz kadar beraberinde tükettiğimiz besinlere de dikkat ememiz gerekiyor.
Bazı besinler kullanılan ilacın etkisini azaltır, bazı besinler artırır, bazı besinler ise ilacın vücutta kalma süresini artırarak ilacın etkilerini ve yan etkilerini artırlar. İşte tam da bu yüzden ilaç kullanırken tükkettiğimiz besinlere dikkat etmemiz gereklidir.
Gelelim hangi ilaçlar Hangi besinlerle tüketilmemeli?

ANTİASİTLER:

Gastrit, Reflü, Ülser gibi mide rahatsızlıklarında kullanılan ilaçlarla birlikte PORTAKAL SUYU aynı anda kullanılmamalıdır.

ACE İNHİBİTÖRLERİ:

Hipertansiyon gibi kardiovasküler hastalıklarda kullanılan ilaçlarla (tansiyon ilaçları) birlikte, muz, patates, yoğurt, yeşil yapraklı sebzeler gibi
POTASYUMCA ZENGİN BESİNLER aynı anda kullanılmamalıdır.

ANTİBİYOTİKLER:

penisilinler ile eritromisin kaynaklı antibiyotiklerle asitli besinler, Siprofloksasin grubu antibiyotiklerle birlikte kalsiyumca zengin besinler, Tetrasiklin grubu antibiyotiklerle birlikte kalsiyum ve demirce zengin besinler aynı anda kullanılmamalıdır.

ANTİDEPRESANLAR:

Moklobemid grubu antidepresanlar TİRAMİNCE ZENGİN BESİNLER ile aynı anda kullanılmamalıdır.Tiramince zengin besinlere çikolata, işlenmiş et, fermente soya ürünleri örnek verilebilir.

ANTİKOAGÜLANLAR:

Varfarin gibi kan sulandırıcı ilaçlar ile K vitaminince zengin besinler bir arada tüketilmemelidir. Özellikle ıspanak, pazı, brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler
K vitamininden zengindir.

KORTİZONLU İLAÇLAR:

Dekort, Prednol gibi kortizonlu ilaçlar greyfurt, şeker, tuz ve süt gibi besinler ile birlikte tüketilmemelidir.

TİROİD İLAÇLARI:

Brokoli, turp, karnabahar, şalgam, lahana, soya ürünleri, yeşilçay gibi besinlerle birlikte alınmamalıdır. İlaçların aktivasyonunu engeller.Bu yiyecekleri çiğ olarak tüketmemeli pişmiş miktarlarının da porsiyonununa dikkat edilmelidir. (Tiroid Hatalıkları ve Beslenme adlı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.)

GREYFURT:

Greyfurt suyu, özellikle ilaçların büyük bir çoğunluğunun metabolizmasıyla etkileşime girmektedir. Genellikle ilacın emilimini arttırmaktadır.
İlaç kullanan bir bireyseniz özellikle greyfurt suyu tüketmemeye dikkat etmelisiniz !
DİYET YAPMADAN KİLO VERİLİR Mİ?
Araştırma

DİYET YAPMADAN KİLO VERİLİR Mİ?

'Diyet' kelimesi birçoğumuzun gözünü korkutsa da bildiğinin aksine 'sağlıklı ve dengeli beslenme biçimi' demektir. Bu zayıflama amaçlıysa 'zayıflama diyeti' olarak adlandırılır. Ancak beslenme uzmanları olarak biz bile yanlış kullanabiliyoruz bu kelimeyi. O zaman sorumuzu şöyle değiştirebiliriz. ''Zayıflama diyeti  yapmadan kilo verir miyim?' Cevap veriyorum 'EVET!'.
Beslenme biçimi olarak doğru bildiğimiz yanlışlar çok fazla. Farkında olmadan yaptığımız sağlıksız alışkanlıklarımız da çok fazla. Bu yazıyı okuyarak ve yavaş yavaş uygulamaya başlayarak kilo verme konusunda birkaç gün için küçük ama uzun sürede büyük adımlar atabilirsin.
O halde başlayalım.

Yemeklerine Yağı Kaşık İle Ekle!

Yemek yaparken büyüklerimizden görme alışkanlığımız göz kararı ekliyoruz. Bu da hep bir tıkk fazlasına sebep oluyor. Bu yüzden yemeklerdeki yağı göz kararı değil kaşık ölçüsüyle eklemeyi dene. Dört kişilik bir aile ise 2 yemek kaşığı kadar yağ bir tencere yemeği için yeterli olacaktır.

Ortadan Yeme Alışkanlığını Bırak!

Masanın ortasından yemek ne kadar yediğimizi bilmememize sebep olur. Neyi ne kadar yediğini bilmek için porsiyonlayarak tabağını doldurmayı bir dene ;) ve tabağındaki miktar bitttikten sonra tekrar ortadan alma ;) Unutma ikinci aldığın miktar senin için fazla!

Küçük Tabaklar Tercih Et!

Tabağımızı doldururken gözümüzü doyurmak da önemli tabii ki. Önce gözümüz sonra karnımız doysun :) Bunun için de en önemli hareket küçük tabaklar tercih etmek olacaktır. Büyük tabaklarda az gözüken miktar küçük tabaklarda çok daha fazlaymış hissi oluşturur.

Televizyon, Telefon, Bilgisayar Karşısında Yemek Yeme!

Hissederek Ye! İşte bütün mesele bu ;) bir şeyle ilgilenirken ne yediğimizi, ne kadar yediğimizi farkında olmayız. Yedikçe yiyesimiz gelir. Yemek yemek için kendine zaman ayır, oturarak, yemeğine odaklanarak ve ne yediğini bilerek yemeyi dene. Bak o zaman lezzeti nasıl artıyor yemeklerin ;)

Yavaş Ye, İyi Çiğne!

Yavaş ve sakin bir şekilde, iyi çiğneyerek ye ki mideye çok iş kalmasın :) Bir önceki maddeyi uyguladığında bu da peşisıra gelecektir. Yine de zorlanırsan yemeğini çiğnerken elindeki kaşık,çatalı elinden bırakmayı deneyebilirsin.

Menün Ne Olursa Olsun Yanında Mutlaka Salatan Olsun!

Salata hem tokluk hissini artıracak hem de yediklerinin sindirimini kolaylaştıracaktır. Günlük posa alımını sağlaman için de salatadan faydalanmayı unutma!

Çay/Kahve Saatlerine Dikkat!

Sadece çay/kahve saati olmuyor maalesef. Yanına kek,çikolata,pasta,börek yerine taze veya kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmeyi dene! Paketli ürünleri olabildiğince azalt. Hatta hayatından tamamen uzaklaştırabilirsin :)

Bu maddeleri okurken sana komik ve saçma gelebilir ama denemeye başladığında faydalarını hissedeceğine eminim :) Önemli olan bir yerden uygulamaya başlamak. Zayıflama diyeti yapmadan hayatındaki alışkanlıkları düzeltmek. Mükemmel, iyinin düşmanıdır! Mükemmel olmak yerine ufak ufak adımlarla başlayabilirsin.
Sağlıkla Kal!
Belki de Sorun Ne Yediğimizde Değil Ne Zaman Yediğimizdedir!
Araştırma

Belki de Sorun Ne Yediğimizde Değil Ne Zaman Yediğimizdedir!

Belki de sorun ne yediğimizde değil ne zaman yediğimizdedir !

Ne yediğimizi bir kenara bırakıp bir de ne zaman yediğimize odaklanalım🤔

🔍Bilim insanlarından bazıları günlük aldığımız kalorinin büyük bir kısmını erken saatlerde almamız gerektiğini savunuyorlar ki bunun genel olarak sağlığa faydalı olduğu görülmüştür.✔

📝Dr. Gerda Pot’a göre gün içinde tüketilen besinlerin akşama doğru azalması gerekiyor.

🔎Yapılan bir çalışmada, kahvaltıyı geç yapan kişilerde daha yüksek vücut ağırlığı saptanmıştır.⬆️🤢

👨‍🔬Uzmanlara göre düzensiz öğün zamanları ve çok geç yemek yemenin insanların iç ritminden çok uzak alışkanlıklardan olduğu belirtilmiştir.

🧐Bir teoriye göre de vücudumuz akşama doğru kapanma evresine girmektedir. Eski insanları düşünürsek bunun vücudumuza dede mirası kalmış olduğunu belirtmek de çok yanlış olmaz sanırım.
Karantina zamanında herkesten duyduğum ‘uyku düzenim bozuk’ şikayetlerini düzelterek, öğün zamanlamalarını doğru planlamak bile kilo verme ve daha sağlıklı olabilme yolundaki en büyük avantajlardan birisidir diye düşünüyorum. 😉😉

Kısacası;

⭐Erken uyanmaya
⭐Yüksek kalorili öğünlerimizi erken saatlerde tüketmeye (Zaten sağlıklı ve dengeli bir öğün varsayarak)
⭐Akşama doğru öğünlerimizi azaltmaya, elimizdekileri bırakmaya dikkat etmeliyiz🤐.

Kaynak: The Journal of Nutrition, 2018
Covid-19 ve Anne Sütü
Araştırma

Covid-19 ve Anne Sütü

    Güncel olarak yürütülen bir çalışmada COVID-19 tanısı alan 9 gebenin altısından sezaryen doğum sonrası amniotik sıvı, kord kanı, anne sütü ve bebeklerinden boğaz süprüntüsü alınmış ve SARS-CoV-2 için yapılan testler negatif sonuçlanmış, 3 anneden ise örnek alınamadığı için test yapılamadığı bildirilmiştir.

    Bu çalışma sonuçları anne sütü ile bulaşın olmayacağını desteklediği görülmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) COVID-19 salgını sırasında anne sütü ile beslenmeye ARA VERILMEMESI gerektiğini bildirmiştir. COVID-19 (+) tanısı almış annenin bebeğinin sağlığının korunması için anne sütü verilmesinde engel görülmemektedir.

    DSÖ ve uluslararası birçok bilimsel kuruluş bu durumda anne ve bebeği ayırmak değil hijyen kurallarına dikkat edilerek emzirmeye devam edilmesini önermektedir.
Yine de tanı alan kişi bazı önlemler alarak emzirmelidir:
  • Annenin emzirirken ya da sütü sağarken maske takılmalı
  • Emzirmeden önce eller 20 saniye boyunca yıkanmalı (tek kullanımlık havlu ile kurulanmalıdır), temizliğin etkin olması için yüzük ve bilezik kullanılmamalı
  • Bulunulan ortamın sık havalandırılmalı
  • Kıyafetler 60-90°C’de normal deterjan ile yıkanmalı
  • Bol sıvı tüketilmeli, dengeli beslenilmeli ve düzenli uykuya dikkat edilmelidir.